Tam karşısındaki beyaz duvara baktı dakikalarca, gözleri kocaman açılmıştı. Dişleri kenetli burnundan derin ve seri nefes alıyordu.
Sonra hoş bir serinlik hissetti vucudunda, ensesinden kuyruk sokumuna kadar bir ıslaklık, rahatladı sanki, nerdeyse görünmez hale geldi şakaklarında kalın damar.
Yeniden uzandı terden sırılsıklam olmuş yatağına ama bu sefer sola doğru yattı yani duvara doğru, her zamankinden farklı olarak.
Hatırlamıyordu da aslında ne kabus gördüğünü. Önemlimiydi sanki ? sıradan her zaman gördüğü kabuslardan biri olmalıydı mutlaka.
Kendini tren istasyonunda sırtında en sevdiği yeşil parkası elinde bavuluyla kaçarken görüyordu kabuslarında. Korkuyordu kaçtığı şeyden hemde çok korkuyordu. Yakalandığı günü, anı görüyordu rüyalarında.
Öyle gecelerde hep ter içinde sırılsıklam uyanır dakikalarca donakalırdı, biraz kendine geldiği zaman hemen başlardı o en sevdiği marşı söylemeye, aklındaki bütün kötü düşünceleri dağıtmak tüm korkularından arınmak için.
Son Yorumlar